Gazipaşa Sahil | Gazipaşa Haber
firma reklam
KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIMI VE GAZİPAŞA’MIZIN CESUR KADINLARI GAZİPAŞA’MIZIN CESUR KADINLARI / MEHMET AYKUT YÜKSEL 25/03/2019

 

KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIMI VE GAZİPAŞA’MIZIN CESUR KADINLARI

KADINLARIN işgücüne katılımı, sürdürülebilir kalkınmanın, sosyal gelişmişliğin ve toplumsal refahın önemli bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, ülkemizde kadınların işgücüne katılım oranlarının, özlenen rakamlarda olmadığı görülmektedir.

             Eğitim durumuna göre işgücüne katılım oranı incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne katılım oranlarının arttığı gözlenmektedir. Bunun yanında iş hayatında kadınların sahip olduğu; takım çalışmasına yatkınlık, duygusal zekâ, empati kabiliyeti, çok yönlü düşünme, iletişim yeteneği  gibi bazı özellikleri, onları başarıya ulaştıran avantajlar olarak  görülmektedir. Kadın istihdamı; yarı zamanlı çalışma, tarım işçiliği, parça başı üretim, emek yoğun imalat sanayi ve ev işlerinin devamı olarak görünen hizmet sektöründe yoğunlaşmaktadır.

 

             Kadınların, kendisini eve hapseden geleneksel rolünün dışında, çalışma yaşamının kadına sunduğu, ekonomik özgürlük, yeni bir sosyal çevre, kendine güven ve kişiliğinin gelişmesi, toplumsal statüsünün yükselmesi gibi kazanımları, kadının iş hayatında yer almasında en büyük etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da kadının, toplumumuzda ne evinin kadını, ne de işinin kadını olamaması gibi bir sonucu doğurmaktadır ki bu ikili yaşam biçimi kadının yıpranmasını beraberinde getirmektedir. Kadının işgücüne katılımının önündeki en büyük engel ise, doğurganlığı, analığı, ev işleri ve çocuk bakımının toplumsallaşmamasıdır.

             

             Ülkemizde kadınlar, 1926-1934 yılları arasında gerçekleştirilen Atatürk Devrimleri ile, sosyal, kültürel alanlarda, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmuşlardır. Atatürk 1923 yılında Konya’da yaptığı bir konuşmasında; “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.” demiştir. Türk kadınlarının hiçbir alanda erkeklerden ve Avrupalı kadınlardan geri kalmayacakları yolundaki inancını ise; “Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip, donanmaktır.” sözleriyle dile getirmiştir.

            Fakat bugün kadınlarımızın ekonomik, toplumsal ve politik konularda yeterince eşit olduğunu söylemek mümkün değildir.

 

 

           Çalışan kadınlar, kendilerinden beklenen geleneksel aile içi rollerin ortaya çıkardığı sorumluluklarla birlikte iş yaşamında varlık göstermekte, bu durum, erkek iş gücü karşısında kadın iş gücünün daha ağır koşullara maruz kalmasına yol açmakta ve çalışan kadınlar, ağırlaştırılmış sorumluluklarla iş gücü piyasasında var olma mücadelesi vermektedirler. Ev ile iş yaşamı arasında denge kurmakta güçlük çeken ve bunun ortaya çıkardığı aşırı yoğunluk ve yorgunluk ile sosyal yaşamdan kopma durumuna gelen çalışan kadınların, iş yaşamının olabildiğince kolaylaştırılması gerekmektedir. Bu nedenlerle, çalışan kadınların iş dışı sorumluluklarını yerine getirebilecekleri sosyal imkânlar çoğaltılmalıdır.

            İşgücüne katılımındaki zorluklarına rağmen, iş hayatında öğrenim durumuna göre değişik pozisyonlarda çalışan kadınlarımızın hızla arttığını görmek sevindiricidir. Yükseköğretimini bitirdiği anda hemen hemen işi hazır olan gözde mesleklerden; doktor, eczacı, avukat, mühendis, öğretmen, bankacı vb. meslek gruplarında çalışan kadınlarımızın çalışma hayatının zorlukları ile kolayca başa çıkabildikleri, elde ettikleri yüksek gelire bağlı olarak çocuk bakımı ve ev işlerinde dışarıdan hizmet alarak evde ve işte fazla zorlanmadıkları görülmektedir.

            İlk ve ortaöğretim mezunu kadınlarımızın, tarım ve hizmet sektörü başta olmak üzere çok geniş bir yelpazede çalışma hayatının içinde oldukları görülmektedir. Tarlada, camekanda, restoranda, kasapta, balıkçıda ve manavda eşi ile birlikte omuz omuza çalışan kadınlarımız olduğu kadar, kadın başına evde sipariş üzerine ekmek ve yemek yapan, çocuk bakan, dikiş, nakış vb. el emeği göz nuru işler üreten kadınlarımızın eşi ile birlikte karşılıklı anlayış ve paylaşım ölçüsünde çocuk bakımı ve ev işlerinin yükünü dengelemeye çalıştıkları görülmektedir.           

            Bunların yanında, çalışma hayatının kadınlara yönelik tüm zorluklarına rağmen, tek başına küçük çaplı da olsa kendi işini kurmayı başarmış, işinin patronu ve işçisi olan, aynı zamanda aile içi sorumluluklarının yükünü omuzlamış kadınlarımızın, gösterdikleri emek ve cesaret her türlü takdirin üzerindedir.

             İşte Gazipaşa’mızda cesaretle zorluğu göğüsleyerek, “İş hayatında ben de varım” diyen cesur kadınlarımız:

Havva Çayır (İlköğretim)                              

Hülya Aydın (Lise)                       

 

 BEGONVİL BÜFE’yi (Sahil yolu üzeri Liman yanında) 15 yıldır birlikte işletiyorlar. Aralarında ortaklıktan öte tam bir kadın dayanışması var. Kahvaltı, saç böreği, mantı, içli köfte yapıp satıyorlar. Özellikle saç böreği çok seviliyor. Hergün 07.00 - 19.00 / 22.00 saatleri arası açık bulunuyor. “Hamurla uğraşmayı seviyoruz. Evimize destek olmak, çocuklarımıza daha iyi bir eğitim ve gelecek sağlamak için çalışıyoruz, yaptığımız işten çok memnunuz, bugün bu işi bırakmak zorunda olsak hemen yarın başka bir iş bulur çalışırız. Ev hanımlarına tavsiyemiz, evde boş durmasınlar, onlarda bir iş bulup çalışsınlar.” diyorlar. İşe başladıkları ilk yıllarda ve seyyar çalıştıkları dönemde türlü engellemelerle karşılaştıklarını, eşlerinin dışında kimseden destek göremediklerini, iki kadın omuz omuza verip mücadele ederek bugünlere geldiklerini belirtiyorlar.

Kamile Güler (56 yaş, İlköğretim)  

27 yıldır, kantin ve çay ocağı işletiyor. SEÇKİN ÇAY OCAĞI’nın (Şehir merkezi, Manav/Balık Pazarı’nda) sahibi. Her zaman hijyenik bir ortamda, taze demlenmiş çayını zevkle içebileceğiniz bir yer. Çayının lezzeti  için özel bir hazırlama yöntemi var ve bunu bilen çevre  esnafı tarafından tercih ediliyor. Hergün saat 07.30 - 20.00 arasında açık bulunuyor. “Eşimle birlikte Okul kantini işletirken çocuklarımız ilkokul ve ortaokulu aynı okulda okudular. Ben sabah onlarla işe gider ve akşam okul çıkışı onlarla dönerdim. Çalışmayı çok seviyorum, evde olsam duramam. 2003’te eşimin ölümünden sonra okul kantininden ayrılmak zorunda kaldım, fakat ben çocuklarım için çalışmak zorunda idim. Bir gün Belediye Başkanı Bekir Akyol’u pazarda görünce, bütün cesaretimi toplayıp karşısına dikildim. Başkanım ben işsizim, sizden maddi yardım istemiyorum, sadece bana çalışabileceğim küçük bir yer gösterin dedim. Birkaç gün sonra bana burasını gösterdiler, o günden bugüne çalışıyorum. Böbrek şikayetim, belimde kemik erimesi rahatsızlığım olsa da çalışmaktan asla vazgeçmedim. İşe başladığımda mahallemde bana tek başına yapamazsın dediler, dayandım sonraları her işi kendim görmeye başlayınca onlarda çalışmaya başladılar. Şimdi, keşke seninki gibi bir işyerimiz olsa diyorlar. Çalımaya başladığım ilk günden buyana çevre esnafı bana çok destek oldu, hepsi beni bir anne olarak görüyor.” diyor

Bircan Aslan (44 yaş, İlköğretim)

 LEZZET DURAĞI’nın (Şehir merkezi, Manav/Balık Pazarı, Seçkin Çay Ocağı karşısında) sahibi. İki yıldan buyana daha önce sipariş üzerine evde yaptığı işleri, hayali olan bu işyerinde yapmaya devam ediyor. Su böreği, yaprak sarma, baklava vb. evde yapılan her türlü hamur işlerini yaptıklarını ve sipariş aldıklarını belirtiyor. Her gün saat 06.30 - 20.00 arasında açık bulunuyor.“ İşyerini açtıktan sonra kendime bir güven geldi, bir şeyler üretiyor olmak ve yaptıklarımın beğeniliyor olması beni mutlu ediyor. Bu iş sayesinde sosyal çevrem de gelişti. 3 kız çocuğum var, sabahları kahvaltıyı babaları ile birlikte yapıyorlar, öğlenleri buraya geliyorlar, akşamları ben de burada bir şeyler yapıp eve götürüyorum. Evde boş oturmanın, boşa geçen zaman olduğunu anladım. Çevre esnafı, işe başlarken 2-3 ay içinde dükkanı kapatır demişlerdi. Ben azimle çalıştım, işler iyi gitti ve sonrasında   benim cesaretimi görünce, onlar da bana çok destek oldular, beni kolladılar.” diyor

 


Aliye Gümüş (42 yaş, İlköğretim)

22 yıldır pazarcılık yapıyor, aynı zamanda çilek yetiştiriyor, tavuk ve süt ineği besliyor. Gazipaşa, Mahmutlar, Kestel ve Konaklı’da pazar açıyor. Her gün saat 03.30 - 04.00 gibi güne başlıyor; önce inekleri ve tavukları yemliyor, inekleri sağıyor sonra Hal’den sebze meyve alıyor ve pazara çıkıyor. Akşam saatlerinde eve dönüyor ve bir sonraki günün hazırlıkları ile meşgul oluyor. “İlkokulu bitirdikten sonra babamın yanında bu işlere başladım, okumadım ama 3 kardeşimi okuttum. İlk başlarda fiziksel yorgunluklarım oldu, ama zamanla alıştım. İşim sayesinde sosyal çevrem çok gelişti, her tarafta arkadaşlarım var. Pazarda iken işi çıkan arkadaşlarımın tezgahına da baktığım oluyor, onlar da beni her konuda destekliyor ve bana sahip çıkıyorlar. Hal ve Pazar çevresinde bana “Erkek oğlum gelmiş” diyorlar, ben bir erkeğin yaptığı her işi yaparım. Pazar açtığım semtlerde, bunlar söylenmez ama bazı yaşlı ve muhtaç kişilerin sebze, meyve, bakkaliye ve giyim vb. ihtiyaçlarını karşılayarak onlara destek olmaya çalışıyorum. Her kadının çalışmasını ve kendi ayakları üzerinde durmasını tavsiye ederim.” diyor

           Zor şartlarda kazandığı parayla; çocuklarını okutan, düğün için para biriktiren, torunlarına hediye alan,  hayır işi yapan,  eşinin işten çıkarılması, hastalanması vb. kötü günlerinde, kimseye el açmadan evin ihtiyaçlarını karşılamaya gayret eden kadınlarımız, çalışarak kendilerini daha mutlu ve özgür hissetmektedirler. İşgücüne katılımında onurlu bir duruş,  eşit ve özgür olma yolunda yoğun bir mücadele sergileyen kadınlarımızın beklentileri; iş hayatında karşılaştıkları güçlükleri ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler ile iş dışında sorumluluklarını yerine getirebilecek sosyal imkanların sağlanması, toplumsal bilinçlenmeyi arttıracak tedbirlerin alınması, işgücüne katılımlarının teşvik ve başarılarının desteklenmesi, ev işlerinde anlayış ve paylaşımdır.

 

KAYNAKÇA:

1.Kariyer, “ İş Hayatında Kadınların Önemi” 23 Mayıs 2018 vol18

2. Merih Çalışkan Nihal Kocakuşak, “ Çalışma hayatında Kadın” Ankara - Kesk.org.tr 21 Ekim 2004

3. Prof. Dr. Muharrem Kılıç,” Çalışan Kadınlar ve Toplumsal Roller” Türkiye Gazetesi 16.11.2017

 

Bu yazı 724 kez okundu.
Facebook Yorumları