Gazipaşa Sahil | Gazipaşa Haber
firma reklam
EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 22/04/2019

EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

Yarın 99’uncusunu kutlayacağımız, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıldönümü anısına Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl çeşitli tören ve etkinliklerle kutlanmaktadır. Büyük bir coşkuyla kutladığımız milli bayramlarımızın bir zorunluluktan öte hatırlatmak istediği kavramlar ve temel değerlerin toplumumuzda yeterince anlaşıldığını ve benimsendiğini söyleyebilir miyiz?                                                         

 

         Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışı:

          23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı; TBMM'nin 23 Nisan 1920’de açılışının birinci yılında 23 Nisan Millî Bayramı olarak kutlanmaya başlanmış, 1 Kasım 1922' de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ve Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin 1927'de ilan ettiği, İlk olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın kendiliğinden birleşmesiyle oluşmuştur. 1980’de alınan kararla bu bayrama resmi olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adı verilmiştir.

 

           “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

 

          Hakimiyet-i Milliye Bayramı, saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM'nin açılışının, egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı.

 

           Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın Önemi:

          23 Nisan 1920 tarihi,  Türk kurtuluş ve istiklal mücadelesinde ve Cumhuriyet Türkiye’sinin kuruluşunda, önemli bir yere sahiptir.

        23 Nisan 1920, Büyük Millet Meclisinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı İstanbul yerine, Anadolu bozkırında bir kasabada açıldığı ve esir edilmek istenen millete bir ışık, bir umut olduğu tarihtir.

           23 Nisan 1920, İstanbul’un işgal edildiği, Yunan ordusunun Batı Anadolu’da ilerlediği ve iç isyanların sürdüğü bir ortamda, çok yönlü bir varoluş mücadelesine başlanıldığı tarihtir.

 

           23 Nisan 1920, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarının ruhunu içinde barındıran bir bayram ve Mustafa Kemal Atatürk’ün milli egemenlik ilkesini Milli Mücadele’nin ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temeli olarak ortaya koyduğunun, Türk Milletinin kendi kaderine hakim ve kendi geleceğini tayin ilkesinin de hayata geçirilişinin bir simgesidir.

 

          23 Nisan 1920, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk çocuklarına bayram olarak hediye edilmiş ve gelecek nesillere ulusal hafıza ve ulusal bağımsızlık bilinci kazandırılmak istenmiştir

         İlk Meclis’in, açılışına kadar geçen zorluklar ve başardıklarını gördükçe bugünün önemi daha açık anlaşılmaktadır. 23 Nisanlar’dan anlamamız gereken sadece çocuklarımızın eğlenceli vakit geçirmeleri değil, egemenliğimize nasıl ve hangi şartlarda kavuştuğumuzu bir kez daha hatırlatmak olmalıdır.

 

           Atatürk diyor ki: "Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz."

          Ulusal Egemenlik Anlayışı:

 

          Millî Egemenliğin en kısa tanımı; “Egemenliğin tek meşru kaynağı ve sahibi Millettir.” İfadesiyle açıklanabilir. Millet iradesi, fertlerin iradelerinin bir araya gelmesinden ve kaynaşmasından oluşmaktadır. Millî egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder.

 

Atatürk’e göre, toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliğin sağlanmış olmasına bağlıdır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası millî egemenliktir.

 

           Atatürk diyor ki: “Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”      

          Atatürk, “Türküm” diyen her insanın vatan toprakları üstünde ayrıcalıksız ve kaynaşmış bir Türk ulusunu temsil ettiğini özellikle vurgulamıştır. “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Ulusun Olacaktır” ilkesi doğrultusunda hiçbir güç, hiçbir iç ve dış kuvvet bu hakkı ulusun elinden alamaz. Ulusumuz, en kutsal varlığı olan bağımsızlığını gerektiğinde canı pahasına korumuştur ve her zaman da koruyacaktır.

 

           “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ulusal sınırları içinde bir ulus devlettir. Bu sınırlar, kurtuluş savaşının ardından Misâk-ı Millî ile tespit edilen vatan topraklarının bütününü ifade eder. Birinci Meclis’in temeli; Müdafaa-i Hukuk tur. Müdafaa-i Hukuk’un özü ise Ulusal Egemenlik   ve Tam Bağımsızlık tır. Tam bağımsızlık, Kuvâ-yi Milliye anlayışı ile ruh bulur. Ulusal Güçler demek olan Kuva-yi Milliye ise, Türk Milleti’nin onurunu temsil eder.”

 

           Milletten alınan gücü esas kabul eden ve Türk Milleti’nin bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Mustafa Kemal’e göre Kongreler ve Meclis demek, ulus demektir. Bu amaçla 1919’da Samsun’dan başlattığı halk hareketinin ardından gerçekleştirdiği Amasya, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Mustafa Kemal halkın iradesini filizlendirmiştir.

  1919 Amasya Bildirisi ile ilan olunan, "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" parolası, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde de benimsenmiş ve kurulacak olan Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturmuştur. Mustafa Kemal’in Anadolu’da toplanmasını istemesine karşın, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan Meclis, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin esaslarını Misak-ı Milli ilkesi doğrultusunda kabul ve ilan etmiştir.

16 Mart 1920’de İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgali edilmesi üzerine Meclis dağılmış ve Milletvekillerinin bir kısmı İngilizler tarafından tutuklanmıştır. Bunun üzerine Mustafa Kemal, valiliklere ve kolordu komutanlıklarına talimat vererek, Ankara’da toplanacak geniş yetkilere sahip bir meclise, yeni temsilciler seçmelerini bildirmiştir.

 Bu çağrının neticesinde, 23 Nisan 1920’de yurdun her bölgesinden gelen millet temsilcileriyle Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılmış, Mustafa Kemal, millet iradesini ve egemenliğini temsil eden bu Meclis’e başkan seçilerek, Türk bağımsızlık mücadelesinin her bakımdan, askeri, siyasi ve sosyal lideri olmuştur. Egemenliğin padişaha, bir sınıf veya zümreye değil, Türk Milleti’ne ait olduğu gerçeğini devlet hayatımıza kazandıran Atatürk’tür.

Artık Türk Milleti’nin iradesi, kararları ve sesi, onun tek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi aracılığıyla bütün dünyaya duyurulmuş olmaktaydı. Büyük Millet Meclisi ile Türk Milleti, varlığını ve kaderi üzerindeki hakimiyetini resmen ilan etmiştir.

 Millî mücadele, Türk ulusunun bağımsızlığına olan düşkünlüğünün ve zafere duyduğu sarsılmaz inancın tam desteğiyle, Birinci Meclis’in önderliğinde kazanılmıştır.

 Ulusal Kurtuluş Meclisi niteliğindeki Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, savaş ve çatışmalarla dolu üç buçuk yıllık çalışma dönemine kendisi son verdi ve yerini devrim meclisi niteliğindeki İkinci Büyük Millet Meclisi’ne bırakarak Türk tarihindeki onurlu yerine çekildi. Kurtuluş Savaşı başarılmış, saltanat kaldırılmış ve Sevr yok edilerek bağımsız ve özgür bir ülke yaratılmıştı.Yoksul ve bitkin Anadolu insanı, Birinci Meclis öncülüğünde, elindeki son olanakları kullanarak tarihte az görülen bir dayanışma örneği, benzersiz bir direnç göstermiş, Anadolu’nun ortasında tam anlamıyla bir halk iktidarı kurmuştu. “ 2

 20 Ocak 1921 tarihinde hazırlanan ilk Anayasamızda da, hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu ilkesi esas kabul edilmiştir. Halkın kendi kaderini kendisinin tayin etmesi en tabi hakkıdır. Kanun yapmak ve yürütmek yetkileri, milletimizi temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde toplanmıştır. 1921 Anayasası ile, Amasya genelgesinden itibaren gelen ve yerleşen bu ilke ve inanış resmi bir nitelik kazanmış ve bu Anayasa metni ile artık hukuki kimlik kazanmıştır.

Çocuk Bayramı olarak kutlanışı:

23 Nisan'ın Çocuk Bayramı olarak kutlanışı, 23 Nisan 1927'de Atatürk'ün himayesinde başlamış, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser vermiş ve Ankara'da çocuk balosu düzenlenmiştir. 1928'de Dr. Fuat (Umay) Bey'in teklifiyle daha geniş içerikli bir program hazırlanmış, ilanlar verilmiş, halk davet edilmiş, çocuk alayları oluşturulmuş, yarışmalar ve geziler düzenlenmiştir..

 23 Nisan 1933’te Atatürk yeni bir gelenek başlatarak çocukları makamında kabul etmiş,  onlarla sohbet etmiştir. Aynı yıl stadyumlarda sportif gösteriler yapılmaya başlanmış ve Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey'in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okunmuştur. 1933'te Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştur.

 1970'lerde artık 23 Nisan Çocuk Bayramı tüm yurtta kutlanan bir bayram halini almıştı. 1975'ten itibaren TRT programlarıyla destek vermiş, UNESCO'nun 1979 yılını Çocuk Yılı olarak duyurmasından sonra, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği'ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır. 1980'de  "Çocuk Parlamentosu" oluşturulmuş, böylece 23 Nisan Çocuk Bayramı, Millî Hakimiyet Bayramı'yla tamamen aynı etkinliklerde kutlanmaya başlanmıştır.
 Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram, Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenmektedir.

Atatürk diyor ki; "Çocuklarımızı artık düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır."               

          Bağımsızlık, Kuva-yı Milliye, Atatürk,TBMM  ve yarınlarımızın güvencesi çocuklarımızla ilgili  değerlerin anlam bulduğu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın, gelecekte de ilk günkü heyecanıyla çocuklarımıza bir gurur günü olarak aktarılması ve tüm dünya çocuklarıyla el ele dostluk köprüleri oluşturularak kutlanması dileğiyle.

           

 KAYNAKÇA :

1.TBMM Kültür sanat ve Yayın Kurulu Başkanlığı

2 .Metin Aydoğan, “Kurumsal Aktarım”

 

 

Bu haber 746 kez okundu.
Gazipaşa Güncel Haberler Kategorisindeki Son Haberler
  1. 1. GERGİN KONGREDE KAZANAN TUNCEL (94 kez okundu.) - 19/05/2019
  2. 2. ÇELİK ANKARA'DA OY KULLANDI (60 kez okundu.) - 19/05/2019
  3. 3. İŞTE TURNUVANIN ŞAMPİYONU (56 kez okundu.) - 19/05/2019
  4. 4. BİLGİ YARIŞMASINA YOĞUN İLGİ (39 kez okundu.) - 19/05/2019
  5. 5. ESENPINAR'DA KAPALI YOL AÇILDI (38 kez okundu.) - 19/05/2019
  6. 6. ASIRLIK GURUR (43 kez okundu.) - 19/05/2019
  7. 7. YILMAZ’A ANKARA’DAN SÜRPRİZ ZİYARET (59 kez okundu.) - 19/05/2019
  8. 8. CHP’DEN ÖZEL TÖREN (41 kez okundu.) - 19/05/2019
  9. 9. BUĞDAY HASADI BAŞLADI (42 kez okundu.) - 19/05/2019
  10. 10. PAZARCIYA SÜRPRİZ ZİYARET (371 kez okundu.) - 17/05/2019
Facebook Yorumları