Gazipaşa Sahil | Gazipaşa Haber
firma reklam
30 AĞUSTOS ZAFERİ 30/08/2019

30 AĞUSTOS ZAFERİ

30 AĞUSTOS ZAFERİ

ANADOLU’NUN YENİDEN VATAN OLUŞ DESTANI

Bugün, 26 Ağustos'ta başlayıp, 30 Ağustos'ta Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin 97nci yıldönümünü kutlamaktayız. Sevr Antlaşması ile toprakları  işgal edilen ve  ordusu dağıtılan  bir milletin, M.Kemal Atatürk’ün önderliğinde yeniden  doğuşu  ve bu toprakların yeniden vatan yapılışının destanıdır 30 Ağustos..

30 AĞUSTOS ÖNCESİ BÜYÜK TAARRUZA HAZIRLIK:

M. Kemal Atatürk, Sakarya Zaferi’nden sonra Büyük Taarruz’un  hazırlıkları için bir yıl beklemiştir. Atatürk'e göre; “Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür”

M. Kemal Atatürk, düşmana taarruz için üç ana konudaki hazırlığın eksiksiz olmasını istemiştir. Birincisi, Milletin kendisidir. Milletin varlığı ve istiklali için gönlünde, vicdanında belirmiş, gelişmiş olan istek ve emellerinin sağlamlığını görmek istemiştir. Atatürk; Millet içindeki bu isteği ne kadar güçlü bir şekilde ortaya koyarsa, o kadar güçlü bir vasıtaya sahip olunacağına inanmıştır.
İkincisi Meclis'tir. Meclis'in göstereceği kararlılık ve yiğitlik önemlidir.
Üçüncüsü ise, milletin silahlı evlatlarından ibaret olan Türk Ordusu’dur.
Görüleceği üzere Atatürk, her zaman; kazandığı başarıları üç temele dayandırmıştır: Millet, Meclis ve Ordu."

 

 

Büyük Taarruz kararının alındığı Akşehir Karargahı’nda Başkomutan Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa çalışma anında. (Temmuz 1922)

ATATÜRK’ÜN ANLATIMI İLE 30 AĞUSTOS ZAFERİ :

“20 - 21 Ağustos 1922 gecesi 1. ve 2.Ordu Komutanlarını da Cephe Komuta Merkezine çağırdım. Genelkurmay Başkanı ile Cephe Komutanı’nı da yanımda bulundurarak, saldırının nasıl yapılacağını harita üzerinde kısa bir savaş oyunu şeklinde açıkladıktan sonra, Cephe Komutanı’na o gün vermiş olduğum emri tekrarladım…

24 Ağustos 1922’de Komuta Merkezini Akşehir’den Şuhut kasabasına, 25 Şubat sabahı da oradan Kocatepe’nin güneybatısındaki çadırlı ordugâha naklettik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de hazır bulunuyorduk. Sabah saat 05.30 ‘da topçu ateşimizle saldırı başladı.

 

Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi Haritası  (Mavi Türk Ordusu, Kırmızı Yunan Ordusu)

 

 

Efendiler, iki gün içinde (26, 27 Ağustos günleri) düşmanın Karahisar güneyinde 50 ve doğusunda 20-30 kilometre uzunluğundaki sağlamlaştırılmış cephelerini düşürdük. Düşman ordusunun bütün kuvvetlerini 30 Ağustos’a kadar Aslıhanlar yöresinde kuşattık. Yaptığımız savaş sonunda düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık, ordu başkomutanı General Trikopis’de esirler arasında idi.

 

Demek ki tasarladığımız kesin sonuç beş gün içinde alınmış oldu. 31 Ağustos günü ordularımız ana kuvvetleri ile İzmir’e diğer birlikleriyle de Eskişehir ve kuzeyine ilerliyordu.

 

Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek güç ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren büyük bir eserdir.

 

Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.” (M.Kemal Atatürk, Nutuk)

 

İLK ZAFER KUTLAMASI VE SONRASI

İlk kez 1924 yılında Afyon'da “Başkumandan Zaferi “adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye'de 1926'dan itibaren “Zafer Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

 

Çal Köy Meçhul Asker Anıtı  “ Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.”  M. Kemal Atatürk

30 Ağustos günü, ilk kez 1924'te Dumlupınar'da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslar arası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.Çal Köyü'nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi'nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır.

Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.”                   M.Kemal Atatürk

Başkumandanlık  Zaferi 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmıştır. 1 Nisan 1926'da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu'nda ; 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilir. Aynı yıl, dönemin Savunma Bakanı Recep Peker'in yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağı detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Ancak 1930'ların ortalarına kadar ilk tören gibi üst düzeyde gerçekleşen Büyük Zafer kutlaması veya anma töreni yapılmamıştır.Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini "Tayyare Bayramı" olarak adlandırmıştır.

Zafer Bayramı için özellikle 1960'lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlanmıştır. 30 Ağustos, Türkiye'de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün olmuştur; ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olmaktadır. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmay Başkanı'nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlanmış; bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişmiştir.

 

ALBAY REŞAT ÇİĞİLTEPE’NİN ŞEHADETİ

 

27 Ağustos 1922 sabahı 57. Tümen Çiğil Tepe’yi kuşatmış fakat henüz ele geçirememişti. M.Kemal  57. Tümenin hedefine ulaşamadığını görünce hemen telefona sarılır. Tümen Komutanı Yarbay Reşat (Çiğiltepe) Bey karşısındadır.

 

Gerçek bir vatansever, Albay Reşat Bey..


-Reşat Bey, henüz hedefinize ulaşamadınız. Bu durum harekâtı yavaşlatıyor ve riske sokuyor.
-Yarım saat sonra hedefimize ulaşmış olacağız Paşam.
Aradan yarım saat geçmiş ama Çiğil Tepe düşmemiştir. Son derecede sarp olan bu tepeyi bir Yunan makineli tüfek birliği savunmaktadır. M.Kemal yeniden telefondadır. Karşısına Tümen Komutanının Emir Subayı çıkar: “Paşam, Tümen Komutanım az önce intihar etti ve size bir not bıraktı, okuyorum. Notta yazılan kısacık bir cümledir: ” Paşam, Yarım saat dedim, size söz verdim. Sözümde duramadım. Artık yaşayamam.”

Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşanır ve “ Allah rahmet eylesin,Reşat Bey büyük bir vatanseverdi..” sözleri ağzından dökülür.. Yarbay Reşat Bey’in rütbesi Albaylığa yükseltilecek ve ilerde de bu şehit düştüğü tepenin adı, soyadı olarak kendisine verilecektir.

İşte, erinden subayına böylesine cesur ve böylesine kahramandır Mehmetçik, ölümüne bağlıdır vatanına.. O bağlılık, bizlere bu coğrafyayı vatan yapmıştır..

 

ESİR DÜŞEN YUNAN KUVVETLERİ KOMUTANI TRİKOPİS’İN İTİRAFLARI

Nikolaos Trikopis, Yunan ordusunda Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra Afyon tahkimatının başına geçen komutandır. Büyük Taarruz Afyon güneyinden Trikopis kuvvetleri üzerine yapılmıştır. Cephenin yarılması üzerine geri çekilen Trikopis kuvvetleri Dumlupınar önünde çembere alınıp esir edilmiştir.

 

Trikopis’in teslimiyet anını gösteren (M.Kemal’e kılıcını teslim ederken) temsili resim

 

1952 yılında Hıfzı Topuz’un yaptığı mülakatta; Trikopis, Meydan Muharebesini nasıl kaybettiklerini ve nasıl esir alındığını şöyle anlatmıştır;

"Bizim Anadolu'da işimiz ne idi, bizim menfaatimiz Balkanlar'da, Makedonya'da, Adalar'da olabilir, amma Anadolu'dan bize ne? Ne diye bizi oralara gönderdiler? Aradan bunca yıl geçti, şimdi insan geçmişi daha iyi görebiliyor. Çok daha sağlam hükümlere varabiliyor. Şimdi artık itiraf etmekten çekinmiyorum, bizim Anadolu savaşında hiçbir menfaatimiz yoktu. Biz yabancı devletlere âlet olduk. Sizden de, bizden de bunca insan öldü. Bu kadar şehit verdik. Sonunda ne oldu? İşte bugün kardeşiz. Hata idi Anadolu hareketi. Hem de muazzam bir hata..."

26 Ağustos 1922 sabahı, Türklerin beklenmedik taarruzu ile karşılaştık. Bu taarruz bizim için muazzam bir darbe oldu. Haci Anesti bütün kollara bizzat komuta etmek istiyordu. En büyük korkumuz da İzmir'le bağlantının kesilmesiydi. Bizim için en tehlikeli vaziyet bu idi. Ben İzmir'e telgraf çekerek takviye istedim ve aksi halde mağlûp olacağımızı bildirmiştim, istediğim bu takviyeyi göndermediler. Halbuki karşımızda Mustafa Kemal vardı. Neye uğradığımızı anlayamadık. Cephe çökmüş ve ordu mağlûp olmuştu...

"Birliklerimiz perişan olmuştu. Birinci Dünya Savaşı'nın başından beri durmadan savaşan asker yorgundu. Kimsede savaşı sürdürme isteği kalmamıştı. Ordunun morali bozuktu. Halk savaştan bıkmıştı. Askeri, inanmadığı bir amaçla savaşa sürüklemek çok çetin bir iştir. Her yanımız çevrilmişti. Durumun kötüye gittiğini gören yaverim bir ara yanıma gelerek, 'Generalim,' dedi, “kılıçlarımızı yok edelim!”

"Kılıcımı kendisine verdim. Aldı ve kırıp parçaladı.

"Bu sırada atım da vurulmuştu. Başka bir ata binerek çemberi yarıp kaçmayı denedim. Olmadı; yakalandım. Beni yakalayanlar kim olduğumu anlamakta güçlük çekmediler. Üzerimde bir revolver(tababca) vardı, bunu aldılar. Bindiğim atın eyerine bağlı bir kılıç sarkıyordu. Bunu da benim kılıcım sanıp aldılar.

"Beni önce Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü'ye götürdüler. Kendisiyle fazla bir şey konuşmadık, İnönü beni yanına alarak Başkomutanlığa götürdü. Atatürk beni mert bir askere yakışır bir biçimde kabul etti. Yunan Orduları Başkomutanlığına atandığımı da orada öğrendim. Üzüntülü ve heyecan içindeydim.

"İnönü beni Atatürk'e tanıttı. Gazi'nin bana söylediği sözleri hiç unutamayacağım.

"'Üzülmeyin generalim,' dedi. 'Siz görevinizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte yenilmek de vardır. Napolyon da savaş kaybetmiş, tutsak olmuştu. Size karşı büyük bir saygı besliyoruz. Burada kendinizi tutsak durumda saymamanızı rica ederim. Konuğumuzsunuz. Yakında her şey düzelecektir. Buyurun, istirahat edin.'

"Atatürk'ün bu ince ve nazik davranışı karşısında rahatladım. Moralim düzeldi. Bu büyük Komutana karşı içimde bir hayranlık duymaya başladım."

Trikopis bu konuşmanın sonunda bana İstiklâl Savaşı'ndaki yenilgisini anlatan Rumca bir kitabını imzalayıp verdi. Seksen dört yaşındaki bu emekli General, emekli Başkomutan Türklere karşı hiç de kızgın ve kırgın değildi. Anadolu Savaşı'nın bu yenik generali barıştan bir süre sonra Venizelos'la ayrı ayrı cephelerde Türk-Yunan dostluğunun temellerini oluşturmuş bir kişiydi.

 FAHTETTİN ALTAY’IN SÜVARİLERİ         

                                                                                                                                                                                                         
Yunan Ordusu İznik Gölü’nden-Uşak güneyine kadar çok güçlü savunma mevziileri yaptılar, savunma hattında sadece Ahır dağları kesimi çok sarp, yolsuz ve geçilmesi imkansız diye boş bırakıldı. 

 

İşte bu geçitten Koca bir süvari kolordusu bir gecede Afyon ovasına düşmanın arkasına geçti.
Süvari Kolordusu’nun sol tarafında mevzilenmiş olan 6.Tümen’in akıncıları yöreyi çok iyi biliyorlardı. Fahrettin Paşa bu tümenin komutanı ile irtibata geçti. Yapılan keşif ve inceleme sonunda, Ballıkaya denilen yerden, Sincanlı Ovası’na inilen dar, uçurumlu, gerçekten geçilmez gibi görülen bir keçi yolu olduğu öğrenildi. 


25 Ağustos 1922 gecesi, henüz daha ordu taarruza başlamadan Süvari Kolordusu’nun 1.Süvari Tümeni tek sıra olup yöre köylülerinden birer kılavuz eşliğinde Ballıkaya’dan yola çıktı. Bu tümeni Kolordu Komutanı Fahrettin Paşa ve karargâhı izledi. Ardından diğer iki tümen, toplar, telsiz arabası ve diğer savaş malzemeleri takip etti.

 

 

 

Ahır Dağı’nın kuzey eteğine yakın Yörükmezarı adlı köyde bir kadın küçük bahçesine yayılmış tavuklara yem veriyordu. Dağ yolundan gelen bir uğultu duydu. Uğultu büyüyerek yaklaşıyor, yer titriyordu. Köpekler havlamaktan vazgeçip sindiler. Tavuklar ürküp kümeslerine kaçtılar. Neydi ki bu? Birden dağın içinden kalpaklı süvariler çıkıverdiler. Kadın çığlığı bastı. 
“Bizimkiler! Kemal’in askerleri!” 


Baştaki subay seslendi. “Bacım, buralarda Yunan askeri var mıdır?” 
Kadın cevap verdi. “Yok! Tokuşlar Köyü’ne kadar rahat. Yunan askerleri ondan sonra.” 
Köylüler dışarı çıkmışlardı. El sallıyor, sesleniyor, ağlıyor, dua ediyorlardı. Binlerce süvari, arkası kesilmeksizin sel gibi ovaya akıyordu.


Dar patikalarda, orman ve çalılıklar arasından yol alınarak, uçurum kenarlarından geçilerek zifiri karanlıkta yapılan bu zahmetli yürüyüş bütün gece sürdü. Çoğu zaman atlardan inilmiş, atlar yedeğe alınarak yaya yürünmüştü. Toplar askerlerin yardımı ile götürülebilmiş, fakat at arabasında taşınan kolordunun biricik telsizi ve tekerlekli topçu taburunun dört topu zorunlu olarak yarı yolda bırakılmıştı. 


26 Ağustos 1922 sabahının ilk saatlerinde bütün güçlüklere rağmen öndeki 1.Süvari Tümeni’nin ilk atlıları, bütün gece süren yorucu bir yürüyüşten sonra yirmi kilometrelik dağ yollarını aşarak Sincanlı Ovası’na inmiş bulunuyorlardı. Yani bir bakıma Yunan işgal sahasının yirmi kilometre içine girilmişti..

 

5.Süvari Kor.K’ı Fahrettin Altay Paşa,  Büyük Taarruz öncesi M.Kemal ile birlikte görülüyor..                  Yaptığı emsalsiz çevirme harekatı ile meydan savaşının  kazanılmasında büyük katkısı olan ve Yunan Kuvvetleri’ni İzmir’e kadar kovalayarak denize döken kahraman 5.Süvari Kolordusu’nun  Komutanı ..

Sonuç olarak; milletçe sahip olduğumuz vatan sevgisi ve hürriyet aşkı, dün olduğu gibi bugünde Mehmetçiğin kahramanlik ve cesaretinde vücut bulmaktadır.Cumhuriyetimizin temellerinde yer alan bu yüksek ruh ve şuur her an, her saniye canlı kalacak,yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.

Bu büyük zaferin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile vatanı uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun..

 

 

Kaynakça :

M.Kemal Atatürk, Nutuk                                                                                                                                                                          Hıfzı Topuz,  30 Ağustos Hatıraları                                                                                                                        

İbrahim Artuç, Büyük Taarruz

 

Bu haber 767 kez okundu.
Gazipaşa Güncel Haberler Kategorisindeki Son Haberler
  1. 1. BU DA TAŞIMALI MUZ (102 kez okundu.) - 18/09/2019
  2. 2. SARISU'DA PARKE YOL ÇALIŞMASI (88 kez okundu.) - 18/09/2019
  3. 3. GAZİLER GÜNÜ KUTLANACAK (45 kez okundu.) - 18/09/2019
  4. 4. AVCILIK KURSU 23 EYLÜL'DE (41 kez okundu.) - 18/09/2019
  5. 5. ARÇELİK'TEN TATLI İKRAM (86 kez okundu.) - 18/09/2019
  6. 6. ÖĞRENCİ SERVİSİNE KIRMIZIDA ÇARPTI (107 kez okundu.) - 18/09/2019
  7. 7. TALİHSİZ GENÇ ÇATIDAN DÜŞTÜ (152 kez okundu.) - 18/09/2019
  8. 8. ‘ESAS HEDEFİMİZ KORUMA’ (61 kez okundu.) - 18/09/2019
  9. 9. BELEDİYE'DEN TAŞKIN ÖNLEMİ (72 kez okundu.) - 18/09/2019
  10. 10. İRANLILAR GAZİPAŞA'YA UÇACAK (79 kez okundu.) - 18/09/2019
Facebook Yorumları